Naim Dilmener (Radikal) – 1999

Ali Kocatepe

Naim Dilmener (Radikal) – 1999

“Yeryüzünden fersah fersah uzakta, insanları özgürlük şarkıları söyleyen” bir dünya istiyorum diyordu Ali Kocatepe. Ali Kocatepe ismi ile ilk olarak bu şarkıda karşılaştım. Bir şarkıcı olarak demek istiyorum, yoksa öteden beri bilip sevdiğim bir radyo yapımcısıydı zaten. Yıl tam olarak 1970… 12 Mart vesveselerine pek kapılmamış olacak ki sanatçı, “Rüzgarları özgürlük kokan, ak bulutları güneşi kapamayan, yeni bir dünya istiyorum” diyordu… Neredeyse adam başına bir “muhbir” düşen günlerdi o günler. Herkes sağındakinden ayrı, solundakinden ayrı şüpheleniyor, takip ediliyor muyum diye dakika başı arkasına dönüp bakıyorken; Ali Kocatepe “Karanlık ormanlarında bülbülleri korkmadan ötebilen” bir dünya istiyorum diyordu. Şimdilik durduk yerde Ali Kocatepe’yi bir “özgürlük savaşçısı” ilan etmeye niyetim yok, hele hele kendisinin dahi böyle bir iddiası ve talebi olmamışken… Ama o karanlık günlerde sık başvurduğum, hep dilime doladığım bir şarkı olmuştu bu. Ali Kocatepe’yi bu şarkı ile sevmiştim.

Bana Ali Kocatepe’nin yeni bir şarkısı ya da yeni bir plağı deyin o dakika koşar edinmeye çalışırım. Yine mükemmel bir şey ile karşılaşacağımdan emin olarak, mutlaka müzik adına bir yenilikle karşılaşacağımdan hiç şüphe etmeyerek koşar alırım, büyük bir keyifle dinlemeye başlarım. Hiç yanıltmadı beni Ali Kocatepe. İlk günlerinden beri; ister kendi plağı olsun, ister yapımcı olarak imza attığı başkasının plağı. İster çok derli toplu bir şarkı olsun, ister son derece piyasa işi “hoppa” bir şarkı. Hiç fark etmez. Hepsinde müzik adına alınacak bir keyif, kendinizi kaptıracağınız bir unsur olmuştur.

***

Bu kadar sevdiğim, bu kadar adım adım takip ettiğim Ali Kocatepe’yi sahnede ise hiç seyretmemiştim. Oysa bütün 70’ler boyu, o gazino senin,bu kulis kapısı benim dolanır dururdum. Yazları her türlü açıkhava konserini de kaçırmazdım. Cem Karaca’dan Timur Selçuk’a, Ajda Pekkan’dan Gökben’e kadar. Ama nedense hiç Ali Kocatepe seyredememiştim.

Nihayet geçtiğimiz günlerde bunu becerebildim ve Ali Kocatepe’yi Aysun Kocatepe ile birlikte program yaptığı Ortaköy “Daye” de seyrettim. Seyrettim ve bütün o eski günler, anıların hepsi birden (zaten öyle yapmak için bir “çıt” yeterli) sökün etti. İzmir Radyosu, Mina, “Yeni Bir Dünya İstiyorum”, “Dertli Gönül”, 1 Numara, Gökben, Aylin Urgal, Eurovision elemeleri, “Melankoli”, düetler, kalabalık şarkılar, hatta Mary Cristy…

Ne çok etkilemiş beni Ali Kocatepe. Sayıp durduklarının hepsi tamam da, şu Mary Cristy de kim diyeceksiniz. Onu en son söyleyeceğim. Şimdi biraz başa dönelim… Bir radyo programcısı olarak tanıdım Ali Kocatepe’yi. “Bir Bizden Bir Onlardan” adlı bir program yapardı Ali Kocatepe ve ta Mardin’de, kulaklarım bir türlü net ses vermeyen radyoya yapışmış bir şekilde Mina’nın “Amore Mio”sunu beklerdim. Bizim net bir şekilde dinleyebileceğimiz Diyarbakır Radyosu, Erzurum Radyosu ve Çukurova Radyosu vardı civarımızda, ama onlarda Mina çalmazlardı. Bu nedenle neredeyse dünyayı birbirine katarak İzmir Radyosu dinlerdik. İzmir Radyosu da radyoydu ama o zamanlar. Ali Kocatepe’nin yanında, Bülend Özveren, Bülent Gül ve Sebla Özveren: Gelsin Minalar, gitsin Hümeyralar, Fikret Kızıloklar. Sonra da “Yeni Bir Dünya İstiyorum”la karşılaştım. Biraz kurcaladığımda da, bunun ilk plağı değil üçüncü plağı olduğunu öğrendim. 1968 yılında “Böyle Yazmış Yaradan”, 1969 yılında ise “Aşka Özlem” adlı plakları yapmıştı sanatçı.

***

Bir süre “her yıl bir plak” gibi gitti sanatçı ve 1971 yılında Anadolu Pop’un en güzel şarkılarından biri sayılması gereken “Dertli Gönül” çıktı. “Derdimden destan yazılsa, sayfalara sığmaz ola.” Sonra yine çok önemli bir plak olan “Bugün Bir Başka Gün”, sonra da “çok sanatçılı” 45’liklerin ilki olan “Akdeniz Şarkısı”

Ali Kocatepe, Yonca Plak’a bağlı sanatçıları bir araya getirmeyi ikna etmiş ve Türk Popu’nun neredeyse hiç alışık olmadığı bir plak yapmayı becermişti. Hümeyra, Esin Engin, Bora Ayanoğlu ve sanatçının kendisi bir araya gelmişti “Akdeniz Şarkısı”nda. Sonra bu bir gelenek haline geldi ve “Akdeniz Çocukları”nı, “Antalya’ya Koş”u, “Merhaba Mersin”i yaptılar. Bu şarkıların hepimizi ve Türk Popu’nu ne ölçüde etkilemiş olduklarını anlamak için, bu yıl Almanya adına Eurovision’a katılan Sürpriz’in şarkısına bakmak yeterli. “Kudüs’e Seyahat” neredeyse bu bahsettiğim şarkıların bir antolojisi gibi. Bu nedenle çok şeker, bu nedenle hemen kapılıp gidiyorsunuz…

***

Sonraları Ali Kocatepe kendi firmasını kurdu, 1 Numara’yı. Yukarıdaki plakların bir kısmı zaten buradan çıktı. Bülent Ortaçgil’in “Benimle Oynar mısın”, Nükhet Duru’nun “Bir Nefes Gibi” ve “Melankoli” albümleri de 1 Numara’dan çıktı. O güne kadar yalnızca bir iki 45’lik çıkarıp adını pek de kimselere duyuramamış Gökben ve hiç tanınmamış bir isim olan Aylin Urgal, Ali Kocatepe’nin desteğini aldıklarında kanatlandılar.

Ve Eurovision… Epeyce mücadele, epeyce rekabete sahne olan Türkiye elemelerinde en yaratıcı fikirler, en parlak projeler de Ali Kocatepe’den çıktı. Sezen Aksu ve Coşkun Demir’i “Heyamola”da bir araya getirdi. Türk Popu’nun son 45’liği oldu bu şarkı da.

Türk Pop’nun gelmiş geçmiş en güzel düeti “Küçük Bir Aşk Masalı”nda Sezen Aksu ve Özdemir Erdoğan bir araya geldi. “Dostluğa Davet”te de Nükhet Duru ve Modern Folk Üçlüsü. “Dönme Dolap”ta da Modern Folk Üçlüsü’nün yanına Ayşegül Aldinç’i koydu. Önce Sezen Aksu olacaktı bu şarkıda. Kayıt bile yapıldı. Nedense olmadı ve Zerrin geçti Sezen Aksu’nun yerine, o da olmadı sonra ve Ayşegül Aldinç devraldı görevi. Herhalde sayısı pek de az olmayan koleksiyoncular için, Sezen Aksu ve Zerrin Özer’li versiyonlar epeyce peşinden koşulmayı gerektiren bir önem taşıyorlar.

Yıllar yıllar sonra Ali Kocatepe bu çok mükemmel işlerin bir bölümünü “Ali Kocatepe Şarkıları – Koleksiyon 1” adlı diskte bir araya getirdi. Bu şarkıları arka arkaya dinlemekten büyük keyif aldığınız bir albüm… 2,3,4 diye gitmesi gereken bir seri olmalıydı bu. Disk üzerinde dinleyebilelim diye hasretle beklediğimiz öyle çok şarkısı var ki Ali Kocatepe’nin.

Mary Cristy’e gelince. Ya Fransız ya da Belçikalı bir şarkıcıydı ve “Non Ce N’est Pas Fini” adlı plağı 1 Numara’dan çıkmıştı. Ali Kocatepe, hatta Mary Cristy’nin kendisi bile bu plağı unutmuştur ya, yıllardır bu şarkıyı bulmaya çalışırım CD üzerinde. Internet’in başında o site senin bu site benim Mary Cristy arıyorum. Yok yok yok. Böyle bir şarkıcı hiç var olmamış gibi davranıyor müzik siteleri. “Mary Cristy de olmayıversin CD üzerinde” diyorsunuzdur, ama ben bu plağı bulamazsam rahat edemeyeceğimi çok iyi biliyorum. Ali Kocatepe böyle şeyler de sarmıştır başıma… Belki kaç koleksiyocunun da başına…

Have your say